Yılmaz Dilek

Yüksek İnşaat Mühendisi

Sosyolog

İşletmeci

Öğretmen

İnşaat Bilirkişisi

Adalet Meslek Elemanı

Doktora Öğrencisi

Yılmaz Dilek

Yüksek İnşaat Mühendisi

Sosyolog

İşletmeci

Öğretmen

İnşaat Bilirkişisi

Adalet Meslek Elemanı

Doktora Öğrencisi

Yazılarım

Tebdil-i mekanda ferahlık vardır. (Şırnak’tan Aydın’a)

22 Temmuz 2019 Duygusal, Genel, Yılmaz
Tebdil-i mekanda ferahlık vardır. (Şırnak’tan Aydın’a)

Acısıyla tatlısıyla sayısız anı bırakan ve asla unutmayacağım Şırnak’ta 5 yıl süren maceramdan sonra Aydın’ geldim. En zorlu süreçlerinde orada kalıp görevimi yaptığımdan ötürü içim rahat olarak oradan ayrıldım. Ne zaman gidersem tüm içtenliğiyle beni misafir etmek isteyen onlarca dost/arkadaşım oldu. Her sürecin bir başlangıcı olduğu gibi bitişi de olmalıydı. Öyle de oldu. Ağustos 2013’te başlayan maceram Ağustos 2018’te bitti ve Aydın’a tayin oldum. Önümüzdeki günlerde burada 1 yılım dolmuş olacak ve yeterli süre geçmeden yazmak istemedim, böylece ön yargıdan uzak tarafsız bir yazı kaleme alabilecektim.

Yazımın başında kendimden bahsedeyim. Yazımın başlığında Tebdil-i mekanda ferahlık vardır desem de yapı olarak yer değişikliğini seven biri değilim. Aynı evde yıllarca kalabilir, aynı iş yerinde masamı bile değiştirmeden uzun süre çalışabilirim. Okulda bile nerdeyse sınıfta hep aynı sıralarda otururum. Hayat beni şehirden şehire, evden eve sürüklese de tercihim sabit kalabilmekten yana olur 🙂 Bu konuya sonra döneceğim.

Şırnak bir kimsesizler şehriydi. Trafiği olmayan, sessiz, insanların neredeyse tümünün birbirini tanıyor olduğu, yol üstü bir şehir olmadığı için yalnızca oraya gelmek isteyenlerin gelebildiği, hep bir ezilmişlik, hep bir yalnızlık barındıran ama buna rağmen sıcaklığından, misafirperverliğinden, cömertliğinden hiç bir şey kaybetmemiş bir şehirdi Şırnak. 30-40 bin civarında bir nüfusa sahip küçücük bir şehir olduğundan birkaç saat içinde tüm resmi işlemlerinizi halledebilir, bütün randevularınıza 7-8 dk önceden evden çıksanız yetişebilirdiniz. Tüm esnafı, tüm insanları bir süre sonra tanımaya başlayacağınız için cebinizde paranız olmasa bile haftalarca bunun sıkıntısını çekmeden rahatça geçinebilirsiniz. Öylesine cömert ve parayı ikinci planda tutabilen sımsıcak bir şehirdir orası. Burayı tercih ettiğimde çevremdeki bazı insanlar önce tedirgin olmuş ve gitmemi istememişti. Şırnak hakkında çok şey yazabilirim ama bunun başka bir yazımın konusu olacak, sadece şunu söyleyebilirim ki;”İyi ki yollarımız kesişti Şırnak, gönlümdeki yerin hep var olacak”.

Şimdi gelelim Aydın’a. İlk tercihimdi Aydın. Türkiye’de yaşanabilir şehirler arasında benim gözümde ilk sırada geliyordu. Neden mi? Anlatayım;

  • Büyükşehir ama büyükşehirin kalabalığı yok.
  • Yapı olarak huzurlu ve doğu insanını benimsemiş.
  • Denizi olan şehri nedense sevmiyorum ama denize çok yakın olmasını isterim. Tıpkı Aydın gibi. Deniz 30-40 dk ötede. 
  • Hayat ucuz.
  • Eğitim kalitesi yüksek, buradaki çoğu okulumuz diğer şehirlerdeki özel okul kalitesinde. Hem eğitim hem de fiziksel koşullar anlamında.
  • Şehir düzenli ve merkezi. Yürüyerek her yere ulaşmanız mümkün. Toplu taşımaya bile ihtiyaç kalmıyor. Hele de benim gibi yürümeyi seviyorsanız.
  • Tatil beldelerinin tamamı yanımızda.
  • İzmir ve Denizli’ye uçak konforuna sahip trenlerle birkaç saat içinde manzara eşliğinde ulaşım.
  • Hem aradığını bulabildiğin hem de çevresi yemyeşil. (Bazı ilçeleri sanki Karadeniz)
  • Tarımla ilgilendiği için sakin, turizmle ilgilendiği için hoşgörülü.
  • Her tür meyve-sebze burada yetişiyor.
  • Tarihi bir şehir, çoğu medeniyetin beşiği, müzeler, anıtlar, tarihi eserlerle dolu. (İnanılmaz)
  • 50 dk ötede havalanı, 1 saat mesafede diğer büyükşehirler var. Ege’nin merkezi konumunda.
  • Ama benim için en önemli özelliği burada görmüş herkesin ortak fikri olan “sahip olduğu huzur” -ki bana fazlasıyla verdi şimdiden.

İnstagram hesabımda son 1 sene içinde paylaştığım fotoğraflara bakarsanız neyi kastettiğimi anlayacaksınız. Burada huzur depoluyor insan. Geldiğimden beri trafikte korna duymadım diyebilirim. İnsanlar saygılı ve kibar, yol vermek için yarışıyor gibi. Benim gibi İstanbul’da büyümüş biri için hayal gibi gelen özellik bu. Çok takdir ettim. İnsanları çok uysal, çok kibar. Bir keresinde yeşil ışıkta kalkış yapmayı unuttum ve arkamdaki arabalar korna çalıp uyarmaktan bile çekindi. Nasıl bir nezaket bu, tebrik etmek gerekiyor.
Fakat bazı eksikleri de yok değil bu şehrin, onları da sıralayayım.

  • Mutfak kültürü asla bana hitap etmiyor. Sebze, ot ve zeytinyağı ağırlıklı. (et istiyorum et 🙂 )
  • Yazları aşırı sıcak, çok terletiyor.
  • Bazen şiveleri pek anlaşılmıyor. Çok yuvarlayıp konuşuyorlar. (Bu bir eksiklik değil bence, farklılık)
  • Doğru düzgün çay içebilecek yer yok. (Kaçak çaydan bahsediyorum 🙂 )
  • Tek bir sineması var, alternatifi yok.
  • Merkezinde tek bir AVM var ve o da açık avm konseptine sahip. Yazın sıcak diye, kışın soğuk diye, yağışlarda ıslanırız diye gidilmiyor. Bildiğimiz anlamda bir AVM ye ihtiyacı var ve sanırım şu an inşaatı devam ediyor.
  • Merkezinde bir havaalanı yok. Böyle düz arazide ve işlevsel şehirde şart.
  • İdeal bir şehir olduğu için tüm kurumlarda kadrolar dolu ve Şırnak’ta kendime ait odamda yalnız çalışırken burada 8 kişiyle aynı odayı paylaşıyorum.

Tüm bu artı ve eksiler değerlendirildiğinde Aydın yaşamak, çalışmak, huzur bulmak için çok ideal bir şehir. Ben geldiğim ilk andan itibaren bu huzuru buldum. (Tabi ki şehirden bağımsız olarak huzurun kaynağı Allah’tır ve Rabbim herkesin huzurunu, mutluluğunu versin inşallah 🙂 )


Sonrasında daha detaylı bir Aydın incelemesi ile görüşmek üzere.

1 Yorum
  • Mimariye 20:40 29 Temmuz 2019 Cevapla

    Güzel düşüneni güzellikler bulur vesselam. Hayırlı olması dileğiyle.

Yorum Yaz